[ TR ] - [ ENG ] - [ BAYBURT GROUP ]
ANA SAYFA | AGROBAY | ÜRETİM | BASINDAN | SERTİFİKALARIMIZ | GALERİ | İLETİŞİM

BASINDA AGROBAY

Agrobay'ın patronu Hasan Şentürk
"Baba ben seracı olmak istiyorum"

Bir Bergama gezisi sırasında, uzun uzun sohbet ettiğimiz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali İhsan Süter, "Genç bir işadamı, Dikili yakınlarında Türkiye'nin en modern seralarını kuruyor." dedi.
Çok merak ettiğim tesislere o gün gidemedim ama, birkaç hafta sonra bir fırsat yaratıp, Yeni Asır'ın Kuzey Ege Muhabiri Erdal Çarboğa ile yola çıktık.
Genç bir işadamı, bir dizi bilimsel planlama ve uzman desteği ile yüksek teknoloji ürünü seralar ortaya çıkarmıştı.
Üstelik, tarıma elverişsiz bir fundalığın ortasında.

Bugüne kadar eşine rastlamadığım seralar çok ilginçti ama, genç işadamının cesareti ve hedefleri çok daha ilginçti.
Bu hafta size O işadamını tanıtmaya çalışacağım.
..............

Hasan Şentürk, Bayburt'ta orta halli bir ailenin çocuğu olarak 1965 yılında, Kıyasi-Alişah Şentürk Çifti'nin oğlu olarak dünyaya geldi.
Hasan 4 yaşındayken, ailesine daha iyi yaşam koşulları sağlamak üzere gurbetin yolunu tutan Kıyasi Bey, 1973 yılında yurda döndü ve bundan sonraki yaşamını Ankara'da sürdürmeye karar verdi.

ANKARA YILLARI

Küçük çapta inşaat işleri ve müteahhitlik yapmaya başlayan baba, bir süre sonra ailesini de yanına aldı.

Hasan o sıralar ilkokulu yeni bitirmişti.

Ortaokul ve liseyi Ankara'da okuyan Hasan Şentürk, işletme dalında yüksek tahsil yaptı.
Hasan okulunu bitirene kadar, baba Kıyasi Bey'in kardeşleriyle kurduğu inşaat şirketi "Bayburt İnşaat" da gelişip serpilmişti.
Genç Hasan da aile ortaklığı inşaat şirketinde işe başladı.

Ancak onun aklında hep ülkesine "bireysel çabalar"la hizmet etmek vardı. Sıfırdan başlamak ve yapabileceğinin en iyisini yapmak...
1986 yılında, uzak akraba kızı Gülşen Hanım'la yaşamını birleştiren Hasan Şentürk'ün gözü hep "değişik bir iş kolu" arayışı içindeydi.
Günden güne büyüyen, iş kolları arasına akaryakıt bayiliğini de katan Bayburt İnşaat'la birlikte Hasan Şentürk de para kazanıyor ama, bu onu tatmin etmiyordu.
Hasan Bey, 2001 yılında iş makinelerini kullandıkları Fiat Allis'in düzenlediği İtalya ve Hollanda gezisine katıldı.
Uçak Hollanda'ya inerken, kendi ifadesiyle "bir ışık kent"le karşılaşan Hasan Şentürk, ışıl ışıl aydınlatılan yerlerden çoğunun sera olduğunu öğrenince çok şaşırır.
Öyle ya; seralar gece neden aydınlatılsın ki...
Merak edip sorduktan sonra aldığı "Holanda, bitkilerin gelişimi için gerekli olan güneşi yeteri kadar görmez. Bitkilerin büyümesi için de mutlaka güneş ışığına
ihtiyaç var. Aydınlatma lambaları, güneş ışığına eş değer bir ışık verdiği için, bitkiler gelişimini sürdürüyor..." cevabıyla çok şaşıran Hasan Şentürk'ün sabah ilk işi, bir iki sera gezmek olur.

ÜLKENİN ZENGİNLERİ

Hollandalılar'ın, büyük masraflar ve yüksek teknolojiyle kurdukları seralardan büyük paralar kazandığını öğrenince şaşkınlığı bir kat daha artan Hasan Şentürk'ün duyduğu son cümle aklını iyice karıştırır:
- Bu ülkenin sera zenginleri, Amerika'nın petrol
zenginleri gibidir. Ülke yönetiminde söz sahibidirler.
Bu cümlenin noktası, Hasan Şentürk'ün de karar anıdır.
Hollanda gibi bir ülkenin insanları, tüm olumsuzluklara rağmen seracılık yapıp para kazanıyorlarsa, güneşi, havası, suyu ile seracılığa çok daha elverişli olan ülkemizde neden yapılmasın?
Ama rahmetli dayısının bir sözü kulaklarında çınlar: "Köylü bir adamın arazisi varsa, bu adam bir de varlıklıysa, bir kızı isterlerse eğer; kızı tarlada çalıştırırlar diye kız vermezler..."
Şentürk ayrıca, Türkiye'de tarımla uğraşanların en çok hor görülenleri olduğunun da farkındaydı.
Türkiye'ye dönünce Esenboğa Havaalanı'ndan babasını arayan Şentürk, kendisini Bayburt İnşaat'a ait akaryakıt istasyonunun üzerindeki yazıhanede beklemelerini, anlatacaklarının çok önemli olduğunu söyler.
Yıl 2001... Türkiye'nin kriz ortamında olduğu, faizlerin tavana vurduğu dönem.
Hollanda göklerinden gördüklerini aile fertlerine tek tek anlatan Şentürk, Türkiye'de seracılık yapmaya karar verdiğini anlatır.
Aile büyükleri fikri tepkiyle karşılar:
- Bizim iyi para kazandığımız işlerimiz var. Seracılık ise hiç bilmediğimiz bir dal...
Ama Hasan Şentürk'ün kararlılığı karşısında fazla direnmeyen aile fertleri sonunda hatır için de olsa "madem bu kadar çok istiyorsun, o halde yap" demek zorunda kalır.

TÜRKİYE TURU

Derhal harekete geçen genç Şentürk, yanına uzmanlar da alarak, "Türkiye'de en uygun sera alanları" araştırmasına çıkar.
"Sera ekibi", iklim koşulu, rüzgar, nem, ısıtmada kullanılacak jeotermal olanağı ile en uygun yer olarak Bergama-Dikili arasını belirler.
Yapılan planlara göre "Hollanda'nın topraksız tarım" modeli uygulanacaktır ve bunun için de verimli toprağa ihtiyaç yoktur.
Hasan Şentük ve arkadaşları, hiçbir şeyin ekilip biçilmediği, engebeli fundalık arazileri satın almaya başlar.
Bayburt İnşaat'ın iş makineleri, gece gündüz çalışarak araziye "sera düzlükler"i oluşturur.
Yeri delen sondaj makineleri de ısıtmada kullanılacak sıcak termal suyu çıkarır.

Bürokrasi'nin önüne çıkardığı bitmez tükenmez engelleri bir bir aşan Hasan Şentürk ve arkadaşları, Hollanda'dan gelen uzmanlarla ilk seranın temelini atar.

60 dönümlük bir alan için 3-4 milyon euroluk yatırımla başlayan Şentürk, bundan sonraki büyümenin ve yatırımların buradan kazanılacak para ile yapılmasını hedefler. Bunun için de gecesini gündüzüne katıp, biraz da sabırsız davranarak sera üzerine sera yapar.


Aileden "para batarsa üzülme, dön gel" morali

Ankara'da 4 çocuğuyla birlike eşini bırakan, Bergama-Dikili arasında bir "dağ başında" gece gündüz çalışan Hasan'ı bazen uzaktan, bazen yakından izleyen aile büyükleri, "Bak Hasan; görüyoruz ki, geceni gündüzüne katıyorsun. Hayatın tüm tatlarından elini ayağını çektin. Saçların bile hızla beyazlaştı. Bu senin bilmediğin bir iş. Eğer bu sektörde başarısız olursan, kilidi vur, arkana bakmadan dön gel. Bu parayı biz kazandık. Batarsa batsın. Sakın moralini bozma" derler.

Ama, hiç bilmediği bu işte başarılı olmaya kararlı olan Hasan Şentürk, ülkesine yararlı, herkese örnek olacak bu işi başarmaya kararlıdır.

Dünyanın en iyileri arasında

Türkiye, Ortadoğu ve Balkanların en büyük serası olan Agrobay Seracılık, aynı zamanda dünyanın en ileri seracılık uygulamalarının bir sentezi niteliğinde. Çünkü, bu aşamaya gelinceye kadar, dünyanın birçok ülkesindeki seraları gezen Hasan Şentürk, her ülkeden bir teknoloji getirdi. Doğal olarak, dünyanın birçok ülkesinde "seracılığın duayeni" sayılabilecek insanlar da Agrobay'ı gezmeye geldi. Hasan Şentürk'ü, ulaştığı başarıdan dolayı kutlayan seracılar, benzer teknikleri kendileri de uygulayacakları kararı ile ülkelerine döndü.


Dönüm başına 40 ton ürün alınıyor


Hasan Şentürk, seracılıkla bölgeye ne kazandırdınız sorusunu şöyle cevaplıyor:
- Birim alanda üretimin, sezonda 10 tondan 40 tona çıkarılabildiğini gösteriyoruz. Jeotermal kaynağın seracılıkta, üretimde kullanılabildiğini gösteriyoruz. Bölgede şu anda yaz kış 200 kişiyi sigortalı çalıştırarak, insanların bu işle geçinebileceklerini gösteriyoruz. Ülkemize, ihracat yaparak döviz kazandırıyoruz. Türkiye'de modern tarıma başlandığını ve tarımın para kazanılabilecek bir sektör olduğunu gösteriyoruz.
Seracılık alanında uyguladığımız yüksek teknolojiyi, hiçbir komplekse kapılmadan herkese gösteriyoruz.
Çünkü önemli olan bizim para kazanmamız değil, ülkenin para kazanması diye düşünüyoruz.


3 yaşındaki markayı tüm Avrupa tanıyor

2003 yılında üretime geçen Agrobay Seracılık, Kaliforniya cinsi Wonder biber ve domates yanında kendi fidesini üretiyor.
Şu anda 6 milyon euroluk ihracat rakamına ulaşan Agrobay, 220 dönümlük kapalı alanda üretim yapıyor.

Tamamen organik üretilen domates ve biberler, başta İngiltere ve Almanya olmak üzere, Avrupa'nın birçok süper marketinde satılıyor.

Yeni hedef; termal otel ve yılan balığı

Agrobay'ın yatırıma devam edeceğinin altını çizen Hasan Şentürk 100 dönüm daha kapalı alan oluşturacaklarını belirterek şöyle devam ediyor:
- Bin dönüm de meyvelik oluşturacağız. 300 dönüm alanda basit örtü altı kavun karpuz yetiştireceğiz ve erken ürün olarak piyasaya verip, İran kavun ve karpuzunun önünü keseceğiz" diyor.

Bir de termal otel yapacaklarını anlatan Şentürk, termal suyu önce otelde, aynı suyu daha sonra sera ısıtılmasında, seradan çıkan suyu da yılan balığı üretiminde kullanacaklarını anlatıyor.

 

Kimisi "aptal" dedi kimisi de "mafya"...

Hasan Şentürk, seracılığa başladığı günlerde çevreden aldığı tepkileri de şöyle anlatıyor:
- Bu işe başlamak üzere araziyi aldığımızda, ve makineler çalışmaya başladığında köylüler "Buraya mafya geldi" dedi. Sonra, "Bunlar kesin kredi alacaklar bir şeyler yapıyoruz diye... Sonra da devleti dolandırıp gidecekler." Bir müddet sonra baktılar ki dedikleri olmuyor, biz de amele gibi çalışıyoruz. Antalya'dakiler "Kuzey Ege'de seracılık yapıyor, bu adam aptal" dediler. Kimisi de "kara para aklıyor" dedi. Biz kulaklarımıza pamuk tıkadık, işimize baktık. Bir hedef çizdik kendimize ve o yolda ilerleyeceğiz. Hesabını veremeyeceğimiz bir şey yok. Baktılar üretmeye başladık, söylediklerinin hiçbirisini yapmıyoruz. Sonra dediler ki "Elin Bayburtlu'su, taaa Bayburt'tan kalktı geldi, sıcak suyu da kapattı. Biz burada uyuyormuşuz."
Artık bu bölgeye, çalışanlara mal oldu burası. Kıymetini bilirlerse buradan herkes ekmek yemeye devam eder, bilmezlerse yapacak çok bir şey yok. Şimdi Antalya'da şunu diyorlar, kalitemiz ön plana çıkınca:
"Ama siz çok büyük avantajlara sahipsiniz." Biz birçok alanda bu ülkeye olabilirlikleri gösterdik. Ama hala kıymetimiz anlaşılmadı. Buna üzülüyorum. Fakat pes etmiyorum. Amacım, 15 milyon euro cirolu bir Agrobay'ı yarattıktan sonra gelecek nesillere teslim etmek.

Ekmeğimi bölüşmeye geldim

Haklarında çıkarılan söylentilere üzüldüğünü belirten Hasan Şentürk diyor ki "İnsanın doğduğu yer değil, doyduğu yer derler. Ama ben bunun için gelmedim. Buraya doymaya değil, ekmeğimi bölüşmeye geldim."

 

Hasreti, ailesini yanına alarak bitirdi

Baybur'tan Ankara'ya göçen müeahhit bir ailenin ferdi olan işletme fakültesi mezunu Hasan Şentürk, Ankara'da bıraktığı eşine ve 4 çocuğuna aylarca hasret kalmış. "Ortaya gözle görünür" bir eser çıkarmayı başaran Hasan Şentürk, eşini ve çocuklarını da yanına almış. Kızı 19 yaşındaki Arzu, babasının seracılık konusundaki heyecanından o kadar etkilenmiş ki; şimdi Bergama'da bulunan Seracılık Yüksekokulu'nda öğrenci. Sağ baştaki de Hasan Bey'in kardeşi, "teknik danışmanı" makine mühendisi Ahmet Şentürk.

 
 DİĞER HABER BAŞLIKLARI

 

» Dünyanın en büyük serası kuruluyor
» Agrobay sayesinde en büyük topraksız serası ünvanı Türkiye'nin olacak
» Tarımını taştan çıkartan Türkiye, topraksız serada dünya lideri olacak
» Bergama'ya dev yatırım
» Seralarda topraksız tarım tekniğiyle iki kat daha fazla verim alınacak
» Agrobay'ın patronu Hasan Şentürk "Baba ben seracı olmak istiyorum"
» Avrupa'nın en büyük serası Dikili'de Yeni yatırımlarla Meksika'yı geçerek...
» Hasan Şentürk, bitki ekimi ve hasadı dışındaki her türlü işlemin bilgisayar yönetiminde gerçekleştirildiği topraksız seraların, Akdeniz ve Ege'de yaygınlaştığını söyledi.

 

 
Agrobay Seracilik ithalat ihracat San ve T.A.Ş © 2008
AGROBAY bir BAYBURT GROUP KURULUŞUDUR.
www.agrobay.com | info@agrobay.com
   
Design By Emek Bilgisayar